Özgür, güzel bir gelecek için… “GERÇEKÇİ OL, İMKANSIZI İSTE!”*

Özgür, güzel bir gelecek için…
“GERÇEKÇİ OL, İMKANSIZI İSTE!”*

Aylardır gündemin baş konusu olan İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Başkanlığı seçimleri ‘Cumhur İttifakı’nın ağır yenilgisiyle sonuçlandı. Ülke nüfusunun büyük çoğunluğunun şöyle derin ohh çektiği bir sonuç…

Ve tekrar bizi hiç terk etmeyen ağır yaşamsal sorunlarımızla baş başayız.

Açıklanan veriler, ekonomik kriz sarmalındaki ülkede, gidişatın her geçen gün daha da kötüleştiğini gösteriyor. İşsizlik had safhada, enflasyon yüksek, sanayi üretimi düşmeye devam ediyor, bütçe açığı rekor seviyede, kredi notu düştü, hazine tamtakır…

SEFALET TABLOSU

Türk-İş’in açıkladığı rakamlara göre, Mayıs ayında 4 kişilik bir ailenin sadece zorunlu gıda harcamalarını ifade eden açlık sınırı 2.124 lira, yoksulluk sınırı ise 6.919 lira oldu. Geçen yılın Mayıs ayında açlık sınırı 1.686, yoksulluk sınırı ise 5.492 lira idi.

Asgari ücret, bugün AGİ dahil 2.020 lira. Araştırmaya göre 2 memurun çalıştığı bir aile bile yoksulluk sınırının altında bir yaşam sürüyor.

İşsizlik büyümeye devam ediyor. TÜİK bile gerçekleri gizlemeye zorlanırken, geniş tanımlı-gerçek işsiz sayısı 8 milyona dayandı.

Çocuk işçilik yaygınlaşıyor. Araştırmalar çocuk işçi sayısının 2 milyonun üzerinde olduğunu belirtiyor. İSİG raporuna göre 2019’un ilk 5 ayında en az 26 çocuk çalışırken öldü. Aralarında 17 yaşında, plastik öğütme makinasına düşüp ölen, kafası pres makinesine sıkışan, kağıt toplarken trafikte ezilen çocuklar var.

İşçi cinayetleri hız kesmiyor. Mayıs ayında en az 163 işçi çalışırken öldü. TBMM İnsan Hakları Komisyonu’nda, konu hakkında komisyon kurulmasını öneren HDP milletvekili Haluk Gergerlioğlu, önerinin, AKP ve MHP’li vekillerce, “ayağı kayıp düşenle de biz mi uğraşacağız” denilerek reddedildiğini açıkladı.

Bir diğer ürkütücü tablo ise toplumun farklı kesimlerinden, giderek artan intiharlardır.

Hayatımız, fatura, borç, hastalıklar oldu. Çarşıda, pazarda fiyatlara ağzımız açık bakıyoruz. Her gün bir zaruri ihtiyacı daha listeden çıkarıp geçinmeye çalışıyoruz.

Bir işte çalışmak işkence adeta. Baskı, hakaret, taciz, hak gaspları, ödenmeyen-geç ödenen maaşlar, işten atma tehditleri. Hepsi ve daha fazlası, emek sömürüsünün ötesinde, emeğin adeta yağmalandığı bir rezillik…

ZENGİN, DAHA ZENGİN

Patronların elbette keyfi yerinde… Konkordatolar, iflaslar yoluyla, ‘kafayı kullanan’ parasını yurt dışına kaçırıyor. Krizlerin kaçınılmaz sonucu, zengin daha zengin olurken, yoksulluk giderek yayılıyor. Koç, Sabancı gibi büyük holdingler başta olmak üzere, devletin sağladığı nimetlerden bolca yararlanan patronlar kâr rekorları kırıyor.

Yılın ilk 5 ayında tam 126 bin işçinin maaşı işsizlik fonundan ödenmiş mesela. Teşvikler artarak devam ediyor, ama asgari ücretle çalışan işçiler, önümüzdeki aylarda, artan vergi dilimiyle düşecek maaşları kara kara düşünüyor.

YAĞMA-RANT DÜZENİ

Yerel seçimler, ülkemizde nasıl bir rant ve yağma yaşandığını da gözler önüne serdi. İBB’nin nasıl bir rant ve vurgun merkezi yapıldığını gördük. AKP’ye çalışan onbinlerce ATM ‘faresi’, makam araçları, vakıflara akıtılan servetler ortalığa saçıldı.

Bu kadarla sınırlı değil.

Ülkenin tüm kaynakları sermayeye peşkeş çekiliyor. Başkanlık sistemi, şip-şak işi çözmeye yarıyor. Tüm formaliteler, bir ‘Cumhurbaşkanı Kararnamesi’ ile bertaraf ediliyor. Sermayenin önündeki tüm dikenler temizleniyor.

Tarımda, Milli Birlik Projesi adı altında, tarım alanları tamamen sermayenin kullanımına sunuluyor. Hâl yasasıyla beraber tarım üretiminde tekelleşmenin önü açılıyor.

Ormanlar, 5 yıllık sürelerle ihaleye çıkıyor. İhale alan şirket ormanın sahibi gibi oluyor. Öyle ki, bir kooperatif yöneticisi durumu şöyle özetliyor; “bundan sonra ormana, bırakın vatandaşı, ayı bile giremez!”

Ülkenin dağları, ormanları, suları yağmacılara peşkeş çekildi, bu devam ediyor. Trabzon Araklı’da sağanak yağmur ile beraber patlayan HES boruları 8 kişinin yaşamına mal oldu, henüz bulunamayan kayıplar var.

HER ŞEY NASIL GÜZEL OLABİLİR?

İşin bir boyutu da, faturası yine bize ödetilen savaş ekonomisidir.

Acaba bugüne kadar Suriye mecrasının parasal maliyeti ne olmuştur? Suriye, Irak topraklarında ve içerde Kürt illerinde operasyonlar, saldırılar sürmektedir. Bir taraftan S-400, diğer taraftan F35 alacağım diye dökülen milyar dolarlar ülke çıkarları gereği midir, yoksa emperyalist efendilere uşaklık ve tetikçilik yapmanın kefareti midir?

Emek sömürüsü üzerine, rant yağma ve savaş tetikçiliği üzerine, halkı birbirine düşmanlaştırma üzerine bir düzenek kurulmuştur. Bu yapı dağıtılmadan, bu ülkenin emekçileri, yoksul halkları için her şey nasıl daha güzel olabilir ki?

ASLOLAN İŞÇİ SINIFININ, HALKLARIN KENDİ ÖRGÜTLÜLÜĞÜDÜR

Kriz boyutlanarak sürecektir. İlk vurduğu, işçi sınıfıdır. Her işçi işten atılma tehdidiyle karşı karşıyadır. Patronlar toplu sözleşmelerde ölümü gösterip sıtmaya razı etme politikası güdüyor. Ücretler sürekli aşağı doğru bastırılırken, TL’nin değer kaybıyla maaşlar gün-gün eriyor.

Milyonlarca işçi örgütsüz; olan örgütlülüğümüz ise zayıftır.

Örgütlü olmamak, çaresiz kalmaktır. Örgütlülükten uzak durmak, kendine güvensizlik, yanındaki sınıf kardeşine güvensizliktir. Kendi dışında kurtarıcı aramak, esasında kendini kandırmaktır.

Bize boş hayaller, kurgular değil, gerçek adım gereklidir.

Bir fabrikada, birim birim komiteler kurup, her birimin seçilmiş temsilcilerini birleştiren temel bir fabrika komitesi kurduğumuzda; hak almamızın, haksızlığa dur dememizin, sendikalaşmanın, asalak sendikacıları kovmanın olanağını yaratıp yarının daha güzel olmasının yolunu döşemiş oluruz.

Bir mahallede, belki sokak sokak temsilciler oluşturup bunları birleştiren temel bir mahalle meclisi kurduğumuzda; çeteleşmeye, yozlaşmaya, uyuşturucuya, yalnızlaşmaya, belediyece görülmeyen mahalle sorunlarına birlikte çözüm üretebilir, yarının daha güzel olmasının yolunu döşemiş oluruz.

Okulda da öyle, hayatın her alanında öyle; örgütlenmeli, kendi kaderimizi kendi ellerimize almanın yolunu bulmalıyız.

Tüm kardeşlerimizi İşçi Gazetesi’ne güç katmaya, saflarımızda örgütlenmeye davet ediyoruz.

Komutan Che Guevara’nın dediği gibi; “Gerçekçi ol, imkansızı iste!”

Örgütlü güç kazandırır!

(*İşçi Gazetesi Temmuz-173. Sayı manşet yazısıdır)