Minare kılıfa girmiyor: Sebze-meyvede zararlı kimyasal gerçeği

İzmir, Manisa, Antalya ve Uşak’ta durum…

“Rusya’nın reddettiği ürünlerin Türkiye’ye döndükten sonra imha edilip edilmediğine dair ne bir Bakanlık açıklaması ne de bir şahit var. Bu konuda Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından hiçbir bilgi Bu hafta başında sorduğum “Rusya’nın zararlı diye reddettiği ürünleri kim yiyor?” sorusuna Ziraat Mühendisleri Odası İstanbul Şube Başkanı Ahmet Atalık böyle yanıt veriyor. Yetkililerden ise hiçbir ses yok. Devlet bu konuda adeta Omerta politikası izliyor.

Başka ülkede olsak bağımsız kuruluşların araştırmaları sayesinde ne yediğimizi bilirdik. Mesela Çevre Çalışma Grubu’nun (Environmental Working Group) araştırmaları sayesinde Amerikalılar organik olmayan meyve ve sebzelerin yüzde 70’inde tarım ilacı kalıntısı bulunduğunu biliyor. Rekor, 20 farklı tarım ilacı kalıntısına rastlanan çilekte.

Maalesef Türkiye’de gıda sağlığı konusunda bağımsız ve tarafsız inceleme yapan bir kuruluş yok. Çünkü insanlar korkuyor. Bu konudaki gerçekleri açıklayan Bülent Şık’ın başına gelenler ortada. (Cumhuriyet’te “Türkiye’yi kanser eden ürünleri devlet gizledi, biz açıklıyoruz! İşte zehir listesi!” başlıklı yazı dizisi yayınlanan Bülent Şık’a 12 yıl hapis istemiyle dava açıldı!)

Bununla birlikte tümüyle karanlıkta da değiliz. Türkiye’de bilimsel amaçla yapılan ama medyaya yansımayan bazı araştırmalar var. Bugün bu araştırmaların ışığında sebze meyvede zararlı kimyasal gerçeğinin izini süreceğiz.

İzmir pazarlarında ne satılıyor?

İlk araştırmamız İzmir’den. Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi öğretim üyeleri Tutku Kaya ve Atilla Levent Tuna, İzmir’deki 3 pazardan, Buca, Bornova ve Karşıyaka halk pazarlarından rastgele 42 adet meyve ve sebze alıp analiz etmişler. Bu yıl yayınlanan araştırmadan bir iyi bir de kötü haber var.

Kötü haber: İzmir’deki halk pazarlarında satılan portakal ve limonda yüksek değerlerde böcek ilacı tespit edilmiş. Asma yaprağında da çok yüksek değerlerde mantar ilacı bulunmuş.

İyi haber: Diğer numunelerdeki tarım ilacı değerleri limit düzeylerin altında.

Manisa’da durum…

Bir başka kent, bir başka araştırma… Dokuz Eylül Üniversitesi’nden Gözde Türköz Bakırcı, Ezgi Çınar ve Senem Karakaya, Manisa’da bulunan halka açık satış alanlarından aldıkları 232 asma yaprağında, 318 farklı tarım ilacının kalıntısı olup olmadığını araştırmışlar.

Sonuç: Seksen beş (%36.6) numunede pestisit (tarım ilacı) kalıntısına rastlanmış. 52 numunede (%22.4) izin verilerinin üzerinde tarım ilacı etken maddesi tespit edilmiş.

Araştırmanın sonucunu araştırmacıların kendi cümleleriyle özetleyelim: “Sonuçlar, asma yapraklarında pestisit kalıntısının yüksek oranda tespit edildiğini göstermektedir.”

Antalya’da durum…

Bir başka bilimsel inceleme Antalya’dan. Antalya’daki çiftçiler kırmızı örümcek, beyazsinek, yaprak biti, trips ve yeşil kurt gibi “zararlı”lardan çok dertli. Bu zararlılarla mücadeleye yarayan tarım ilaçları bu bölgede fazlaca kullanılıyor.

Aksaray Üniversitesi’nden Hasan Koçyiğit ve Firdevs Sinanoğlu, Alanya ve çevresinin en önemli su kaynağı olan Alara Çayı’nda pestisit kalıntısı aramışlar. Bu amaçla Alara Çayı üzerinde 4 adet numune alma noktası belirlenmiş. Bu noktalardan yağışlı ve kurak mevsimleri temsil edecek şekilde numuneler alınmış. Alınan numunelerde 110 çeşit pestisitin kalıntı seviyesi araştırılmış.

Sonuç: Alara Çayı’nda birçok yasaklı zirai ilaç kalıntısı bulunmuş.

Rapordan birkaç teknik cümle: “İnsektisit türü (Böcek ilacı. BS) olan ve klorlu hidro karbonlar sınıfında yer alan Endosülfan Alfa ve Endosülfan Sülfat parametreleri maksimum izin verilebilir çevresel kalite standardı değerinden yüksektir. İnsektisit türü (Böcek ilacı. BS) olan Cypermethrin değerleri de izin verilebilir çevresel kalite standardı değerinden yüksektir.

Deltamethrin, Metribuzin ve Dicofol, maksimum izin verilebilir çevresel kalite standardı listesinde yoktur. İnsektisit türü (Böcek ilacı. BS) olan ve klorlu hidrokarbonlar sınıfında yer alan Endosülfan Alfa, Parathion-methyl, Permethrin 1 ve Cypermethrinile Fungusit(Mantar ilacı. BS) türü olan Penconazolemaksimum izin verilebilir çevresel kalite standardı değerinden yüksektir.”

Bununla birlikte Koçyiğit ve Sinanoğlu iyimser bir yorum yapıyor: “Yasaklı olduğu halde bu aktif maddelerin varlığı eskiye dayalı bir kirliliği akla getirmektedir.”

Uşak’ta durum…

Son olarak Uşak’tayız. Bu sefer “iyi tarım”la yetiştirilen ürünlere bakacağız. Önce kısa bilgi: “İyi tarım” sertifikasına sahip olmak, ürünün kimyasal, fiziksel, mikrobiyolojik kalıntılar içermediği, çevreyi kirletmeden ve doğal dengeye zarar vermeden üretildiği anlamına geliyor. Ya da anlamına gelmesi gerekiyor. Bakalım, Uşak’ta “iyi tarım”la üretilen üzümlerde neler varmış…

Süleyman Demirel Üniversitesi’nden Erdal Zengin ile Isparta Uygulamalı Bilimler Üniversitesi’nden İsmail Karaca, 2017 yılında Uşak’ta farklı bağlardan 51 ayrı üzüm örneği toplamışlar.

Sonuç: Üzümlerin yüzde 55’inde ilaç kalıntısı bulunmuş. Ama neyse ki, bulunan ilaç kalıntıları Türk Gıda Kodeksi’nin izin verdiği sınırlar içindeymiş.

Güzel. Güzel de, “İyi tarım” bunun neresinde? Böcek ilacı, “iyi tarım” ürünlerinde ne arıyor? (Zengin ve Karaca, üzümlerde 13 farklı pestisit tespit etmiş.)

Sorun ciddi. Başka bilimsel araştırmalar aracılığıyla konuya döneceğiz.

Barış Soydan